Acayip Güzelim Nereden İzlenir?
I Feel Pretty
Renee Barrett kendine güveni düşük bir kadındır. İyi bir işe, daireye ve arkadaşlara sahip olmasına rağmen yine de mutsuzdur. Günlük olarak güvensizlik ve yetersizlik hisleriyle baş etmeye çalışan genç kadın günün birinde bir kaza geçirir ve başına sert bir darbe alır. Aldığı bu darbe sonucu özgüveni kontrolsüz bir şekilde yükselir ve çok güzel olduğu inancına sahip olur. Dünyanın en etkileyici kadını olduğunu düşünerek hayatını korkusuzca yaşamaya başlayan kadın kariyer basamaklarını hızla tırmanırken, idol olarak aldığı patronunun da saygısını kazanır. Ancak dış görünüşünün değişmediğini fark ettiğinde ne olacaktır?
Komedi ve romantizmin sınırlarında gezen "Acayip Güzelim", özgüven kavramını ters köşe yapan bir hikaye sunuyor. Amy Schumer'ın canlandırdığı Renee Barrett, dışarıdan bakıldığında hayatı yolunda gibi görünen bir kadın: iyi bir işi, şık bir dairesi ve çevresindeki arkadaşları var. Ancak iç dünyasında sürekli bir yetersizlik hissiyle boğuşuyor. Kendine güveni o kadar düşük ki, bu durum günlük yaşamının her alanına sızıyor. Ta ki bir kaza sonucu başına aldığı darbe, onun algısını tamamen değiştirene kadar.
Film, Renee'nin geçirdiği kazanın ardından gelişen sıra dışı bir durumu ele alıyor. Darbe sonucu oluşan vücut dismorfik bozukluğu benzeri bir durumla, Renee kendini aniden dünyanın en çekici kadını olarak görmeye başlıyor. Aslında fiziksel görünüşünde hiçbir değişiklik olmamasına rağmen, bu yeni keşfettiği özgüven onu bambaşka bir insana dönüştürüyor. Artık korkusuzca istediği her şeyin peşinden gidiyor, kariyer basamaklarını hızla tırmanıyor ve hatta hayranlık duyduğu patronunun (Michelle Williams'ın canlandırdığı Avery LeClaire) dikkatini çekiyor. Bu noktada film, özgüvenin dış görünüşle değil, kişinin kendini nasıl gördüğüyle ilgili olduğunu mizahi bir dille sorguluyor.
Yönetmen Abby Kohn, bu absürt ama bir o kadar da gerçekçi senaryoyu, Schumer'ın doğal komedi yeteneğiyle birleştiriyor. Film, "güzel olmak" kavramının toplumsal baskılarını eleştirirken, aynı zamanda izleyiciye kahkaha dolu anlar yaşatıyor. Özellikle Renee'nin kendine olan inancının, etrafındakileri nasıl etkilediğini izlemek keyifli. Yan karakterler de hikayeye renk katıyor: Tom Hopper'ın canlandırdığı yakışıklı kapıcıdan, Rory Scovel'in oynadığı eski arkadaşa kadar herkes, Renee'nin dönüşümüne tanıklık ediyor. Ancak filmin asıl sorusu, bu özgüvenin gerçek mi yoksa geçici bir yanılsama mı olduğu.
Komedi ve romantik türlerinin kesiştiği bu yapım, klişelerden uzak durarak izleyiciyi hem güldürüyor hem de düşündürüyor. Renee'nin kendini keşfetme yolculuğu, zaman zaman abartılı olsa da, samimi bir hikaye anlatımı sunuyor. Özellikle finaldeki yüzleşme sahnesi, filmin mesajını net bir şekilde ortaya koyuyor. Eğer hafif ama anlamlı bir komedi arıyorsanız, bu film tam size göre. Türkiye'de Netflix platformunda izlenebilir.
Bu film için henüz Türkiye'de yayın bilgisi bulunmuyor.