And Then There Were None Nereden İzlenir?
Bu film için henüz Türkiye'de yayın bilgisi bulunmuyor — açıklandığında bu sayfa otomatik güncellenecek.
Konu ve değerlendirme
Agatha Christie’nin en çok satan romanından uyarlanan 1974 yapımı “And Then There Were None”, klasik bir gizem filminin sınırlarını zorlayan, gerilimi dozajında tutan bir yapım. Yönetmen koltuğunda Peter Collinson’ın oturduğu film, on yabancının davet edildiği ıssız bir adada geçiyor. Davetiyedeki gizemli ev sahibi ortada yoktur; ancak akşam yemeğinde bir ses kaydı, her birinin geçmişte işlediği iddia edilen suçları tek tek ifşa eder. Bu andan itibaren, adada kalanların sayısı, duvardaki tekerleme şiirindeki on küçük asker figürü gibi azalmaya başlar. Film, “kim yaptı?” sorusundan çok, “sıradaki kim olacak?” sorusuyla izleyiciyi ekrana kilitliyor.
Kadroya baktığımızda, dönemin İngiliz sinemasının önemli isimlerini bir arada görüyoruz. Oliver Reed’in sert ve öngörülemez karakteri, Richard Attenborough’un soğukkanlı hâkimi, Gert Fröbe’nin iri yarı ama kırılgan doktoru, Herbert Lom’un asabi generali ve Elke Sommer’ın gizemli sekreteri… Her oyuncu, karakterinin suçluluk duygusuyla korku arasındaki ince çizgideki performansını net bir şekilde ortaya koyuyor. Stéphane Audran ve diğer isimlerle birlikte, topluluk oyunculuğu filmin en güçlü yanlarından biri. Karakterlerin birbirleriyle olan diyalogları, suçlamalar ve savunmalar, adanın kasvetli atmosferinde adeta bir psikolojik satranç maçına dönüşüyor.
Filmin atmosferi, klasik İngiliz kır evi gizemlerinden farklı olarak daha sert ve karanlık. Denizin ortasındaki izole ada, fırtınalı hava ve gotik mimari, gerilimi sürekli canlı tutuyor. Collinson, hikâyenin temposunu iyi ayarlıyor; her ölümle birlikte gerilim tırmanırken, izleyici de karakterlerle birlikte paranoyaya kapılıyor. Ancak film, saf bir korku yapımı değil; suç ve dram ögeleri ön planda. Cinayetlerin ardındaki mantık, Christie’nin kurgusundaki keskinlikle işleniyor ve finaldeki dönemeç, bugün bile izleyenleri şaşırtacak nitelikte. 98 dakikalık süresi, hikâyenin akışını hızlandırmıyor; aksine her sahnenin bir amaca hizmet ettiğini hissettiriyor.
1974 yapımı bu uyarlama, romanın diğer versiyonlarına kıyasla daha az bilinir olsa da, dönemin sinema dilini ve oyunculuk geleneğini yansıtması açısından değerli. Özellikle klasik gizem severler, Agatha Christie’nin kurgusundaki zekâyı ve karakter derinliğini bu filmde rahatlıkla bulacaktır. Görsel olarak biraz eski hissettirse de, hikâyenin gücü ve oyuncu kadrosunun performansı bu durumu fazlasıyla telafi ediyor. Türkiye’de dijital platformlarda zaman zaman yer bulan bu film, şu anda belirli bir akış hizmetinde düzenli olarak bulunmuyor; ancak DVD/Blu-ray koleksiyoncuları veya ikinci el platformlar aracılığıyla erişilebilir. Klasik bir gizem akşamı için, bu yapımı denk geldiğinizde izlemenizi öneririm.