Bazıları Sıcak Sever Nereden İzlenir?
Some Like It Hot
Bazıları Sıcak Sever filmi Türkiye'de Amazon Prime (69,90 TL/ay) üzerinden abonelikle izlenebilir.
Fragman
Billy Wilder’ın 1959 tarihli Bazıları Sıcak Sever’i, sinema tarihinin en zarif dengesizliklerinden birini kurar: Bir yanda sert mafya gerilimi, diğer yanda kimlik değişimine dayalı, neredeyse çılgın bir komedi. Film, 1929’da Şikago’da iki işsiz müzisyenin bir garajda işlenen bir katliama tanık olmasıyla başlar. Bu andan itibaren Wilder, izleyiciyi hem nefes kesen bir kovalamacanın hem de cinsiyet rollerinin ustaca didiklendiği bir maskeli balonun içine bırakır. Tony Curtis ve Jack Lemmon’ın kadın kılığına girerek bir kadın orkestrasına karışması, dönemin Hollywood’u için cesur bir hamle; ancak film bunu asla ucuz bir şakaya dönüştürmez. Aksine, kimliklerin geçiciliği ve arzunun sınır tanımazlığı üzerine incelikli bir yorum olarak işler.
Filmin kalbinde elbette Marilyn Monroe’nun canlandırdığı Sugar Kane var. Monroe, burada sadece bir seks sembolü değil; naifliği, kırılganlığı ve şarkı söylerkenki o büyüleyici saflığıyla karakterin hem komik hem dokunaklı yanlarını ortaya çıkarıyor. Curtis’in utangaç milyoner taklidi, Lemmon’ın ise kadın kimliğine aşık olan bir milyonerle (Joe E. Brown) yaşadığı absürt flört, filmin romantik katmanlarını sürekli kaygan bir zeminde tutuyor. Wilder’ın senaryosu, bu çoklu kimlik oyununu asla gözden kaçırmıyor; her replik, her bakış, karakterlerin birbirini yanlış anlaması üzerine kurulu bir saat mekanizması gibi işliyor. Bu yüzden film, sadece güldürmüyor; aynı zamanda toplumsal cinsiyet kalıplarının ne kadar kırılgan olduğunu da sessizce hatırlatıyor.
Suç unsuru ise filme sürekli bir tehdit hissi katıyor. George Raft’ın canlandırdığı gangster, ikilinin peşini bırakmayarak komedinin altına karanlık bir zemin döşüyor. Bu gerilim, mizahın dozunu artırıyor; çünkü karakterler her an deşifre olma korkusuyla yaşıyor. Wilder, bu iki tonu (kara komedi ve romantik komedi) öyle ustaca harmanlıyor ki, film hiçbir anında yapay veya zorlama hissettirmiyor. Siyah-beyaz görüntüler, dönemin cazibesini ve aynı zamanda tehlikesini aynı karede buluşturuyor. Özellikle finaldeki o meşhur replik, sinema tarihinin en akılda kalan anlarından biri olmayı hak ediyor; çünkü hem bir şakayı hem de bir kabulü aynı anda içeriyor.
Bugün hâlâ tazeliğini koruyan bu yapım, komedi türünün sınırlarını zorlamak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir deneyim. 123 dakikalık süresi boyunca tempoyu asla düşürmüyor; her sahne, bir sonraki şakanın ya da gerilim anının habercisi gibi. Eğer klasik Hollywood’un parlak dönemine, keskin diyaloglara ve oyunculukta ders niteliğinde bir performansa tanıklık etmek istiyorsanız, bu film tam size göre. Türkiye’de MUBI platformunda izlenebilir.