Beni Kırmızıya Boya Nereden İzlenir?
Color Me Blood Red
1965 yapımı “Beni Kırmızıya Boya”, sinema tarihinin en sıra dışı köşelerinden birinde duran, izleyiciyi hem güldüren hem de rahatsız eden bir başyapıt. Herschell Gordon Lewis’in “Kan Üçlemesi”ni kapatan bu film, aslında bir sanatçının trajikomedisi. Florida’nın güneşli sahillerinde geçen hikaye, ressam Adam Sorg’un sanat camiasında dışlanmışlığıyla başlıyor. Renk paleti yetersiz bulunan bu zavallı adam, sevgilisinin kazara kanamasıyla adeta bir aydınlanma yaşıyor: En saf kırmızı, insan kanıdır. Bu andan itibaren film, bir sanat eleştirisinden çok daha fazlasına, tuhaf bir kara mizahla örülü bir dehşet şölenine dönüşüyor.
Lewis’in sineması, döneminin çok ötesinde bir cesaretle “kötü zevkin” sınırlarını zorluyor. Film, bugünün standartlarıyla bile rahatsız edici olabilecek kan sahnelerini, öyle naif ve amatör bir prodüksiyon değeriyle sunuyor ki, izleyici ister istemez bir gülümsemeyle irkiliyor. Adam’ın cinayetleri, birer sanat eseri yaratma telaşıyla işlenirken, film aynı zamanda sanat dünyasının sahteliğine ve eleştirmenlerin yüzeyselliğine keskin bir taşlama yapıyor. Başroldeki Gordon Oas-Heim’in abartılı performansı, karakterin çılgınlığını ve saflığını aynı anda yansıtmayı başarıyor. Bu, nefret edilecek bir katil değil; aksine, kendi dehasına inanmış, yolunu şaşırmış bir adam portresi.
Filmin en keyifli yanlarından biri, 60’ların bağımsız sinema ruhunu tüm çıplaklığıyla taşıması. Bütçenin kısıtlılığı, mekanların sıradanlığı ve diyalogların naifliği, filme belgesel tadında bir samimiyet katıyor. Korku ve komedi arasındaki geçişler o kadar ani ve doğal ki, izleyici hangi duyguya kapılacağını şaşırıyor. Özellikle Adam’ın “ilham” bulma anları, hem gülünç hem de ürkütücü bir tezat oluşturuyor. Bu yönüyle film, türün klasiklerinden ayrışarak kendine özgü bir çılgınlık alanı yaratıyor. Eğer kanlı şakalardan hoşlanıyor ve sinema tarihinin bu kült köşesini keşfetmek istiyorsanız, “Beni Kırmızıya Boya” tam size göre.
Sonuç olarak, bu film ne bir başyapıt ne de tamamen unutulmaya yüz tutmuş bir merak. O, sinemanın asi çocuklarından biri; kuralları hiçe sayan, izleyiciyi rahatsız etmekten çekinmeyen ve bugün hâlâ tartışılan bir fenomen. Herschell Gordon Lewis’in mirasını anlamak için kaçırılmaması gereken bir durak. Türkiye’de Cultpix platformunda izlenebilir. Kendinizi 60’ların Florida’sında, kan kokan bir stüdyoda bulmaya hazır olun; ama dikkatli olun, belki de o kırmızı tonu siz de aramaya başlarsınız.
Bu film için henüz Türkiye'de yayın bilgisi bulunmuyor — açıklandığında bu sayfa otomatik güncellenecek.