Dadı Nereden İzlenir?
Nanny
Dadı filmi Türkiye'de Amazon Prime Video üzerinden abonelikle izlenebilir.
Nikyatu Jusu’nun ilk uzun metrajlı filmi “Dadı”, korku türünün alışıldık sınırlarını zorlayan, derinlikli bir dram. New York’un gösterişli bir mahallesinde, zengin bir ailenin çocuğuna bakan Aisha’nın hikayesi, klasik bir “dadı filmi”nin çok ötesine geçiyor. Film, kaçak bir göçmen olarak var olma mücadelesi veren bir kadının, Batı Afrika’da bıraktığı oğlunu yanına getirme çabasını merkeze alıyor. Ancak bu gerçekçi dram, yavaş yavaş rahatsız edici bir gerilime dönüşüyor. Aisha’nın Amerikan rüyasına tutunma çabası, hem sistemin görünmez duvarları hem de zihnini kemiren doğaüstü bir varlık tarafından tehdit ediliyor.
Jusu, korkuyu sadece hayaletler ve sıçrama anlarıyla değil, sınıfsal eşitsizlik, yalnızlık ve kimlik bunalımı gibi toplumsal gerçekliklerle örüyor. Aisha’nın yaşadığı evin lüksü ile kendi geçici ve güvencesiz hayatı arasındaki uçurum, filmin her karesinde hissediliyor. Anna Diop’un etkileyici performansı, Aisha’nın iç dünyasındaki çatışmayı, hem korumacı bir anne hem de kendi varlığı için savaşan bir birey olma halini olağanüstü yansıtıyor. Michelle Monaghan ve Morgan Spector’ın canlandırdığı işveren çift ise, iyi niyetli görünümlerinin altında yatan mesafeli ve tüketen tavırlarıyla rahatsız edici bir portre çiziyor.
Film, korku türünün klasik “ev işgali” motifini, bir kadının zihninin ve ruhunun işgaliyle harmanlıyor. Aisha’yı rahatsız eden varlık, belki de en büyük korkusunun fiziksel bir tezahürü: Oğlunu kaybetme, var olamama, görünmez olma korkusu. “Dadı”, izleyiciyi sürekli bir belirsizlik içinde bırakıyor; gördüklerimiz Aisha’nın travmasının bir yansıması mı, yoksa gerçekten doğaüstü bir tehdit mi? Bu soru, filmin son anlarına kadar sürükleyici bir merak unsuru olarak kalıyor. Korku sahneleri kan ve şiddetten ziyade, psikolojik bir baskı ve rahatsızlık hissi yaratıyor.
“Dadı”, türün sevenleri için alışılmışın dışında bir deneyim sunuyor. Sadece ürpermek değil, aynı zamanda bir kadının, bir göçmenin ve bir annenin görünmez savaşına tanıklık etmek isteyenler için güçlü bir yapım. Yönetmen Nikyatu Jusu, korkuyu toplumsal bir eleştirinin aracı olarak kullanarak, türe yeni bir soluk getiriyor. Atmosferi yoğun, anlatımı katmanlı bu film, seyircisini rahatsız edici bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda düşündürmeyi de başarıyor.