Florence Nereden İzlenir?
Florence Foster Jenkins
Florence filmi, Türkiye'de TV+, Apple TV üzerinden izlenebilir. TV+'te abonelik dahilinde; Apple TV'te kiralama ile izlenebilir.
New York’lu, zengin bir kadın olan Florence Foster Jenkins'in büyük bir hayali vardır. O da bir opera şarkıcısı olmak. Piyasada ses getirmek için maddi olarak her şeye sahiptir, tek bir şey hariç: Florence’ın sesi çok kötüdür. Fakat Florence bunu pek dert etmemektedir. Film, opera sanatçısı olma hayali kuran fakat kötü sesi sebebiyle bunu bir türlü başaramayan ünlü mirasyedi Florence Foster Jenkins'in gerçek öyküsünü beyazperdeye taşıyor.
Stephen Frears'ın yönettiği "Florence" (2016), gerçek bir hayat hikayesinden yola çıkarak, tutku ile yetenek arasındaki o ince ve bazen de acımasız çizgide gezinen bir komedi-dram. Film, 1940'ların New York'unda, varlıklı bir mirasyedi olan Florence Foster Jenkins'in, opera şarkıcısı olma yolundaki ısrarlı ve naif mücadelesini anlatıyor. Florence'ın en büyük engeli ise, kendisinin asla farkında olmadığı, neredeyse komik derecede kötü olan sesidir. Film, bu ironik durumu bir gülmece unsuru olarak kullanmaktan çekinmezken, asıl derinliğini karakterinin bu gerçeğe karşı duruşunda ve etrafındakilerin bu yalana ortak olma biçiminde buluyor.
Meryl Streep, Florence rolünde adeta bir dönüşüm geçiriyor. Karakterin kırılganlığını, inatçı iyimserliğini ve sanata olan samimi, neredeyse çocuksu bağlılığını öyle bir incelikle yansıtıyor ki, izleyici onun bu saplantılı hayaline hem gülüp hem de içten içe üzülüyor. Ona eşlik eden Hugh Grant ise, kariyerinin en olgun ve etkileyici performanslarından birini sergiliyor. Oynadığı St. Clair Bayfield, Florence'ın hem menajeri hem de hayat arkadaşı olarak, onun bu yanılsamasını korumak için adeta bir kalkan oluşturuyor. Grant, bu karakterin sadakatini, sevgisini ve zaman zaman suçluluk duygusuyla harmanlanmış korumacılığını büyük bir ustalıkla perdeye taşıyor. Simon Helberg'in canlandırdığı genç piyanist Cosmé McMoon ise, bu tuhaf dünyaya dışarıdan bakan bir göz olarak hikayeye ayrı bir derinlik ve mizah katıyor.
Film, Florence'ın sesinin berbatlığını bir şaka malzemesi yaparken, aslında daha evrensel bir soruya odaklanıyor: Sanat kime aittir? Mükemmellik için mi yapılır, yoksa içten gelen bir ifade biçimi midir? Florence, kendini dinlemeyi reddederek, belki de sanatın en saf halini temsil ediyor: Para, ün ya da eleştiri için değil, sadece duyduğu o büyük tutku için şarkı söylüyor. Yönetmen Stephen Frears, bu hikayeyi anlatırken kolaycı bir alaya düşmüyor; karakterlerine ve onların tuhaf dünyalarına saygı duyan, sıcak ve insancıl bir bakış açısı benimsiyor. Dönemin kostümleri, mekanları ve müzikleriyle özenle kotarılmış atmosfer, izleyiciyi 1940'ların New York'una başarıyla taşıyor.
"Florence", bir yetenek yoksunluğunun hikayesinden çok, sevginin, sadakatin ve bir hayale tutunmanın ne kadar güçlü olabileceğini gösteren dokunaklı bir portre. Streep ve Grant'in uyumu, filmin duygusal omurgasını oluştururken, hikayenin mizahi yönü de asla yapaylaşmıyor. Sonuç itibarıyla, bu film, izleyiciyi hem güldüren hem de düşündüren, sıra dışı bir yaşam öyküsüne saygı duruşu niteliğinde. Türkiye'de Netflix platformunda izlenebilir.