Get On Up: James Brown’un Hikâyesi Nereden İzlenir?
Get On Up
Get On Up: James Brown’un Hikâyesi filmi Türkiye'de Apple TV üzerinden kiralayarak izlenebilir.
James Brown’un hayatını anlatan bir biyografi filmi izlemek, çoğu zaman yıldızın parlaklığı ile gölgeleri arasında gidip gelen bir denge kurmayı gerektirir. Tate Taylor’ın yönettiği “Get On Up: James Brown’un Hikâyesi”, bu dengeyi kurarken izleyiciyi sadece bir müzik efsanesinin değil, aynı zamanda karmaşık bir insanın portresiyle karşı karşıya bırakıyor. Film, Brown’un Güney Carolina’daki yoksul çocukluğundan, hapishane parmaklıkları ardında geçen gençlik yıllarına ve ardından sahnenin tartışmasız kralına dönüşümünü anlatırken, kronolojik bir anlatım yerine zamanda sıçramalar yapmayı tercih ediyor. Bu yapı, başlangıçta biraz dağınık hissettirse de, Brown’un inişli çıkışlı ruh halini ve kariyerindeki kırılma anlarını daha organik bir şekilde kavramamızı sağlıyor.
Filmin en büyük kozu şüphesiz Chadwick Boseman’ın performansı. Boseman, James Brown’un sahne enerjisini, o kendine özgü dans hareketlerini ve yırtıcı vokallerini birebir kopyalamakla kalmıyor; karakterin içindeki kırılganlığı, hırsı ve kontrol takıntısını da derinlemesine yansıtıyor. Özellikle sahnedeki anlar, adeta bir konser izliyormuş hissi uyandıracak kadar canlı ve etkileyici. Viola Davis’in canlandırdığı anne figürü ve Nelsan Ellis’in hayat verdiği yakın arkadaşı Bobby Byrd ile olan ilişkisi, Brown’un özel hayatındaki çatışmaları ve bağlılıkları gözler önüne seriyor. Film, “Soul’un Vaftiz Babası”nı sadece bir ikon olarak değil, aynı zamanda çocukluğunda terk edilmişlik duygusuyla boğuşan, çevresindekilere güvenmekte zorlanan bir adam olarak da resmediyor.
Müzik biyografilerinin sık düştüğü “yüceltme” tuzağından kaçınan yapım, Brown’un tartışmalı yanlarını da perdeye taşımaktan çekinmiyor. Aile içi şiddet iddiaları, müzisyen arkadaşlarıyla yaşadığı anlaşmazlıklar ve dönemin siyasi olayları karşısındaki duruşu, filmin dramatik omurgasını oluşturuyor. Bu sayede “Get On Up”, sadece bir başarı hikâyesi olmanın ötesine geçerek, 20. yüzyılın ikinci yarısında Amerika’da siyah bir sanatçı olmanın getirdiği sorumlulukları ve baskıları da sorguluyor. Müzikseverler için film, Brown’un “I Got You (I Feel Good)”, “Papa’s Got a Brand New Bag” ve “It’s a Man’s Man’s Man’s World” gibi klasiklerinin yeniden yorumlanışına tanıklık etme fırsatı sunuyor.
139 dakikalık süresi boyunca tempoyu hiç düşürmeyen bu yapım, özellikle 1960’lar ve 70’lerin ruhunu yakalamak isteyenler için doyurucu bir seyirlik. Boseman’ın yıldızlaştığı bu film, müzik tarihine ilgi duyan herkesin keyif alacağı, sağlam bir dram ve biyografi örneği.