Greta Nereden İzlenir?
New York’ta tek başına yaşayan Frances oldukça uysal mizaçlı, büyük şehirde tek başına ayakta kalmaya çalışan, genç bir kadındır. Günün birinde metroda unutulmuş bir çanta bulur. Çantanın sahibi klasik müzik hayranı bir piyano öğretmeni olan Greta’dır. Çantayı sahibine ulaştırmaya kararlı olan Frances vakit kaybetmeden yola koyulur. Evine kadar gelip kendisine çantasını ulaştıran Frances’e teşekkür etmek isteyen Greta onu kahve içmeye davet eder. Bu sayede yolları kesişen ve birbirlerini tanımaya başlayan Frances ve Grera arasında kısa sürede beklenmedik bir arkadaşlık oluşur. Hem yakın zamanda annesini kaybetmiş olan Frances'in hem de kocasını kaybetmiş yalnız bir kadın olan Greta’nın bu arkadaşlığa ihtiyacı vardır. Ancak bir süre sonra Frances, anaç yapılı Greta hakkındaki hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını keşfeder.
Neil Jordan’ın yönettiği Greta (2019), büyük şehrin yalnızlığında filizlenen bir dostluğun, nasıl bir anda karanlık bir takıntıya dönüşebileceğini anlatan, gerilim dozu yüksek bir yapım. Film, New York’ta yaşayan genç ve içe dönük Frances’in (Chloë Grace Moretz) metroda bulduğu bir çantayı sahibine iade etmesiyle başlıyor. Çantanın sahibi, kibar ve anaç tavırlarıyla dikkat çeken, klasik müzik öğretmeni Greta’dır (Isabelle Huppert). İkili arasında kısa sürede sıcak bir arkadaşlık ilişkisi gelişir; Frances annesini kaybetmiş, Greta ise kocasını kaybetmiş yalnız iki kadındır. Ancak bu bağ, Frances’in Greta’nın hayatındaki bazı tutarsızlıkları fark etmesiyle ürkütücü bir hal almaya başlar.
Filmin en büyük kozu, hiç şüphesiz Isabelle Huppert’in performansı. Huppert, Greta karakterine öyle bir masumiyet ve tekinsizlik katıyor ki, izleyici her an nefesini tutuyor. Onun karşısında Chloë Grace Moretz, giderek çaresizleşen ve korkuya kapılan genç bir kadını inandırıcı bir şekilde canlandırıyor. Yönetmen Neil Jordan, gerilimi yavaş yavaş tırmandırarak, sıradan bir tanışıklığın nasıl bir kabusa dönüşebileceğini gösteriyor. Film, psikolojik gerilim türünün klasik öğelerini kullanırken, özellikle Huppert’in varlığı sayesinde sıradanlıktan sıyrılıyor. Greta’nın sakin ve kibar tavırlarının altında yatan saplantılı doğa, filmin atmosferini sürekli gergin tutuyor.
Hikaye, zaman zaman tahmin edilebilir olsa da, özellikle ikinci yarıda beklenmedik bir gerilim seviyesine ulaşıyor. Jordan, büyük şehirdeki yalnızlık temasını, bir annenin kaybı ve bir kadının yalnızlığı üzerinden işlerken, modern hayatın getirdiği güven açığını da sorguluyor. Film, bir yandan da “iyilik yapmanın” bazen ne kadar tehlikeli olabileceğini hatırlatıyor. Görsel olarak New York’un loş ve soğuk atmosferi, hikayenin kasvetli tonunu destekliyor. Özellikle Greta’nın evi, filmin en rahatsız edici mekanlarından biri haline geliyor.
Greta, özellikle psikolojik gerilim severler için sürükleyici bir seçenek. Isabelle Huppert’in oyunculuğunu merak edenlerin de kaçırmaması gereken bir yapım. Film, gerilimi abartılı sahnelerden ziyade, karakterler arasındaki sessiz ve gergin anlardan besleniyor. Eğer “iyi kalpli bir yabancı”nın ardında neler olabileceğine dair rahatsız edici bir hikaye izlemek isterseniz, bu film tam size göre. Türkiye’de Netflix platformunda izlenebilir.
Bu film için henüz Türkiye'de yayın bilgisi bulunmuyor.