Hayat Nereden İzlenir?
Hayat filmi Türkiye'de TV+ (169,99 TL/ay) ve TOD (329,00 TL/ay) üzerinden abonelikle, tabii (Ücretsiz) üzerinden ücretsiz izlenebilir.
Zeki Demirkubuz sinemasının karakteristik ağırlığı, bu kez bir kaçış ve arayış hikâyesinin omurgasında yankılanıyor. "Hayat", baba zoruyla nişanlanmak zorunda kalan Hicran'ın evden kaçışıyla başlayan, ancak hızla bu kaçışın tetiklediği bir eril hesaplaşmaya dönüşen bir yolculuğu anlatıyor. Film, nişanlısı Rıza'nın, sadece bir kere gördüğü bu kadının peşinden İstanbul'a giderek başlattığı uzun arayışı merkeze alıyor. Demirkubuz, bu basit gibi görünen olay örgüsünü, karakterlerinin iç dünyalarına açılan ağır kapılar haline getiriyor.
Miray Daner'in canlandırdığı Hicran, filmin görünürdeki öznesi olsa da, hikâyenin asıl yükü Burak Dakak'ın hayat verdiği Rıza'nın omuzlarında. Rıza, başlangıçta umursamaz bir taşralı erkek prototipi çizerken, nişanlısının yokluğu onu beklenmedik bir iç sorgulamaya sürüklüyor. Bu sorgulama, İstanbul'un kalabalık ve yabancılaştırıcı sokaklarında, kaybettiği bir "mal"ın değil, aslında kendi benliğinin peşine düşen bir adama dönüşmesini sağlıyor. Cem Davran, Umut Kurt ve Melis Birkan gibi usta oyuncuların da eşlik ettiği kadro, her biri kendi kaderinin labirentinde kaybolmuş karakterleri, Demirkubuz'un kasvetli ve gerçekçi üslubuyla izleyiciye sunuyor.
Filmin 193 dakikalık süresi, bir başyapıt iddiasından çok, bir sabır ve tefekkür sınavı olarak karşımıza çıkıyor. Demirkubuz, zamanı bir anlatı aracı olarak kullanıyor; uzun planlar, sessizlikler ve boşluklar, karakterlerin ruh hallerini doğrudan seyirciye aktarıyor. Bu yönüyle "Hayat", klasik bir dramın ötesine geçerek, taşra-şehir çatışması, namus algısı, aşkın bir saplantıya dönüşmesi gibi evrensel temaları, son derece kişisel ve rahatsız edici bir samimiyetle işliyor. Filmin atmosferi, izleyiciyi bir an bile rahat bırakmıyor; her sahne, karakterlerin yüzleşmekten kaçtığı bir gerçeği fısıldıyor.
Sonuç olarak "Hayat", seyircisinden sabır ve dikkat isteyen, ödülünü ise final sahnesinde değil, filmin her bir karesinde veren bir yapım. Hızlı tüketilen anlatılara alışkın bir izleyici için zorlayıcı olabilir; ancak sinemanın bir düşünce ve duygu alanı olarak sınırlarını zorlamayı sevenler için kaçırılmaması gereken bir deneyim. Zeki Demirkubuz, kendine özgü dilini koruyarak, modern Türkiye'nin sıkışmışlıklarını bir arayış hikâyesi üzerinden ustalıkla resmediyor.