Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum Nereden İzlenir?
I'm Thinking of Ending Things
Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum filmi Türkiye'de Netflix (274,00 TL/ay) üzerinden abonelikle izlenebilir.
Charlie Kaufman, zihnin koridorlarında dolaşmayı seven bir yönetmen olarak bilinir. "Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum" da tam olarak bu alışkanlığının en uç noktalarından biri. Film, bir çiftin uzak bir çiftliğe yaptığı yolculuğu merkeze alıyor gibi görünse de, asıl yolculuk içsel bir labirente doğru. Genç bir kadın, erkek arkadaşı Jake ile ailesini ziyarete giderken, arabanın içinde geçen diyaloglar ve dışarıdaki tipili hava, hikâyenin gerilimini ince ince örüyor. Ancak burada anlatılan, sıradan bir "aileyle tanışma" hikâyesi değil; zamanın, kimliğin ve hafızanın eridiği, izleyiciyi sürekli olarak "gerçekte ne oluyor?" sorusuyla baş başa bırakan bir yapı var.
Kaufman'ın sinemasına aşina olanlar bilir: O, izleyiciye kolay cevaplar sunmaz. Bu film de aynı şekilde, bir gizem romanının çözüm odaklı heyecanından ziyade, varoluşsal bir tedirginliğin peşinde. Jessie Buckley'in canlandırdığı isimsiz kadın karakter, sürekli olarak iç sesiyle konuşurken, Jake'in (Jesse Plemons) ebeveynleri (Toni Collette ve David Thewlis) ise gerçeküstü bir sessizlik ve tuhaflık içinde beliriyor. Film ilerledikçe, karakterlerin diyalogları ve anıları birbirine karışıyor; bir şiir, bir film eleştirisi ya da bir resim, anlatının parçaları haline geliyor. Bu, izleyiciyi aktif bir katılımcıya dönüştüren, her sahnenin altında başka bir anlam aramaya iten bir deneyim.
Filmin atmosferi, neredeyse başlı başına bir karakter gibi. Kışın kasvetli ve bastırıcı havası, dar mekânlar ve sürekli devam eden tipi, hikâyeye boğucu bir gerilim katıyor. Ancak bu gerilim, klasik bir korku filmindeki gibi sıçrama korkularıyla değil, daha çok zihinsel bir çöküşün sessiz ve ürkütücü adımlarıyla ilerliyor. "Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum", bir sonuca varmaktan çok, bir sürecin içinde kaybolmayı sevenler için yazılmış bir senaryo. Eğer anlatının net çizgilerle ayrıldığı, her şeyin açıklandığı filmlerden hoşlanıyorsanız, bu yapım sizi zorlayabilir. Ama bilinç akışı, zaman kırılmaları ve sembolik anlatımla baş etmeye hazırsanız, bu film unutulmaz bir zihin yolculuğu vaat ediyor.
Kaufman'ın bu yapımı, Iain Reid'in aynı adlı romanından uyarlanmış olsa da, yönetmenin kendine özgü dilini taşıyor. Film, özellikle yalnızlık, yaşlanma ve pişmanlık temalarını işlerken, izleyiciyi rahatsız edici ama bir o kadar da düşündürücü bir alana çekiyor. Her sahnesi defalarca izlenmeyi ve üzerine düşünülmeyi hak eden bu yapım, sinemanın anlatı sınırlarını zorlayan bir başyapıt olarak kabul edilebilir.