Les Garçons sauvages Nereden İzlenir?
Bu film için henüz Türkiye'de yayın bilgisi bulunmuyor — açıklandığında bu sayfa otomatik güncellenecek.
Konu ve değerlendirme
Bertrand Mandico’nun ilk uzun metrajı “Les Garçons sauvages”, sinemanın sınırlarını zorlayan, adeta bir rüyanın içinde kaybolmuş gibi hissettiren bir yapım. 2017 yapımı bu film, tür tanımlarını hiçe sayarak dram, macera ve fantastiği öyle bir harmanlıyor ki, izlerken hangi gerçeklikte olduğunuzu sorgulamaya başlıyorsunuz. Film, beş asi ve suçlu gencin, işledikleri ağır bir suçun ardından bir kaptan tarafından ıssız bir adaya sürgün edilmesiyle başlıyor. Ancak bu, bildiğimiz türden bir sürgün hikâyesi değil; adanın doğası, zamanın ve cinsiyetin akışkanlığını keşfeden, izleyiciyi alışılmışın dışına çıkaran bir dönüşümün kapısını aralıyor.
Mandico, siyah-beyaz 16mm görüntülerle başlayan ve giderek renklenen, hatta organik bir doku kazanan görsel diliyle, bir yandan 1920’lerin avangart sinemasına selam duruyor, diğer yandan tamamen özgün bir mitoloji inşa ediyor. Film, erkeklik kavramını, arzuyu ve kimliği didiklerken, bunu asla didaktik bir dille yapmıyor. Aksine, karakterlerin dönüşümünü, bitkilerin, denizin ve vahşi doğanın içinde eriyen bedenler üzerinden anlatıyor. Bu, izleyiciden sabır ve açık fikirlilik isteyen, ancak karşılığında zengin bir sembolizm ve görsel şiir sunan bir deneyim. Film boyunca karakterlerin isimleri bile değişiyor; bu da kimlik arayışının ve dönüşümün altını çizen güçlü bir anlatım tercihi olarak öne çıkıyor.
Oyuncu kadrosundaki Pauline Lorillard, Vimala Pons, Diane Rouxel gibi isimler, erkek rollerini üstlenerek cinsiyet normlarını baştan sona yıkıyor. Bu seçim, filmin temelini oluşturan “vahşi” ve “uygar” karşıtlığını daha da derinleştiriyor. Mandico’nun yarattığı dünya, ne tamamen alegorik ne de tamamen gerçeküstü; iki gerçeklik arasında salınarak izleyiciyi kendi yorumunu yapmaya davet ediyor. Film, bir anlatıdan çok, bir atmosfer ve duygu yoğunluğu vaat ediyor. Eğer geleneksel hikâye anlatıcılığının dışına çıkan, sinemanın görsel ve işitsel olanaklarını sonuna kadar zorlayan işlere açıksanız, bu yapım tam size göre.
“Les Garçons sauvages”, herkese hitap etmeyi hedeflemeyen, kendine özgü bir dil kuran ve bu dilin içinde kaybolmayı kabul eden izleyiciyi ödüllendiren bir başyapıt. Festivallerde adından sıkça söz ettiren bu film, sinemanın hâlâ keşfedilmemiş köşeleri olduğunu hatırlatıyor. Türkiye’de MUBI kataloğunda yer alan yapım, ev sinemasında bile perdelerin ötesine geçen bir deneyim sunuyor. Bu cesur ve şiirsel yolculuğa çıkmak için kendinizi hazır hissettiğinizde, bu film sizi bekliyor olacak.