Mösyö Verdoux Nereden İzlenir?
Monsieur Verdoux
Mösyö Verdoux filmi Türkiye'de TV+ (169,99 TL/ay) üzerinden abonelikle izlenebilir.
Charlie Chaplin’i yalnızca şapkalı, bastonlu, sevimli serseri Şarlo olarak tanıyanlar için Mösyö Verdoux tam bir şok terapisi. 1947 yapımı bu film, Chaplin’in sinema tarihindeki en karanlık ve en cesur dönemeçlerinden biri. Yönetmen koltuğunda yine kendisi otururken, bu kez karşımızda ne bir palyaço ne de bir aşık var; aksine soğukkanlı, sistematik bir seri katil var. Film, Büyük Buhran sonrası dünyanın çarpık ahlakını ve kapitalizmin insanı nasıl bir canavara dönüştürebileceğini sorguluyor. Chaplin, bu karanlık komedide dahi kendine özgü o ince mizah anlayışını koruyor, ancak gülümsemeleriniz boğazınızda düğümleniyor.
Hanri Verdoux, işi gereği sürekli seyahat eden, kibar ve titiz bir beyefendidir. Ancak bu seyahatlerin ardında ürkütücü bir rutin vardır: Zengin ve yalnız kadınları baştan çıkarmak, evlenmek ve ardından onları ortadan kaldırmak. Bunu yaparkenki amacı ise sakat eşine ve küçük oğluna bakabilmektir. Chaplin, bu trajikomik ikilemi o kadar ustalıkla işler ki, izleyici olarak kendinizi bir katili anlamaya çalışırken bulursunuz. Film, suçun doğasından çok, toplumun suça ittiği bireyin psikolojisine odaklanır. Komedi ile dram arasındaki bu ince çizgide yürüyen yapım, dönemin sansürüne takılmış ve büyük tartışmalara yol açmıştır. Chaplin, Şarlo’nun masumiyetini tamamen terk etmese de, onu bir canavarın bedenine hapsederek izleyiciye rahatsız edici bir ayna tutar.
Filmin en çarpıcı yanlarından biri, Chaplin’in senaryoya serpiştirdiği varoluşsal diyaloglar ve toplumsal eleştirilerdir. “Cinayet bir işe dönüştüğünde, ona itiraz eden çok az insan kalır,” sözü, filmin ana omurgasını oluşturur. Mösyö Verdoux, bir seri katil hikayesi olmanın ötesinde, savaşın ve yoksulluğun meşrulaştırdığı şiddete dair bir başyapıttır. Martha Raye’in canlandırdığı Annabella karakteri ise filmin en unutulmaz komik unsurlarından biridir; ölümden kurtulmak için değil, tamamen tesadüfler ve kurbanın inanılmaz şanssızlığı sayesinde hayatta kalır. Bu absürt durum, filmin kara mizahını zirveye taşır.
124 dakikalık bu süre boyunca Chaplin, izleyiciyi hem güldürüp hem düşündüren nadir bir deneyim sunuyor.