Splatter University Nereden İzlenir?
Bu film için henüz Türkiye'de yayın bilgisi bulunmuyor — açıklandığında bu sayfa otomatik güncellenecek.
Konu ve değerlendirme
1984 yapımı Splatter University, adından da anlaşılacağı gibi kampüs korkusunu merkezine alan, bağımsız sinemanın o kendine has pürüzlü dokusunu taşıyan bir yapım. Richard W. Haines’in yönettiği film, bir üniversitede yeni dönem başlarken yaşanan gizemli cinayetleri konu alıyor. Ancak burada klasik bir “katil kim?” sorusundan ziyade, dönemin slasher akımına göz kırpan ama bütçesinin ve oyunculuk performanslarının getirdiği doğallıkla farklı bir yerde duran bir iş var. Film, izleyiciyi yüksek prodüksiyon değerleriyle değil, samimi ve hatta biraz da dağınık anlatımıyla kendine çekiyor.
Hikaye, yeni atanan bir öğretim görevlisinin kampüste art arda yaşanan ölümlerin peşine düşmesiyle ilerliyor. Bu süreçte öğrenciler, dersler ve kampüs hayatının kaotik ritmi, kanlı olaylarla iç içe geçiyor. Filmin en dikkat çekici yanı, korku öğelerini dönemin gençlik komedisi havasıyla harmanlaması. Bu birleşim, yapımı tamamen ciddiye almayı zorlaştırırken, izleyiciye de türün alışılagelmiş kalıplarından uzak, eğlenceli bir seyir sunuyor. Özellikle diyaloglardaki o amatör ruh ve mekan kullanımındaki sadelik, filme adeta bir zaman kapsülü havası katıyor. 77 dakikalık süresi boyunca tempo hiç düşmüyor; her sahne, ana karakterin etrafında dönen gizemi biraz daha derinleştiriyor.
Yönetmen Haines, kanlı sahneleri ve gerilim anlarını olabildiğince hızlı ve sert kurgulamış. Ancak asıl mesele, bu şiddetin arkasındaki motivasyonu çözmekten ziyade, karakterlerin bu kaotik ortamda nasıl ayakta kaldığını izlemek. Forbes Riley’nin canlandırdığı baş karakter, dönemin güçlü kadın figürlerine selam çakarken, etrafındaki diğer oyuncuların performansları da filme o kült statüsünü kazandıran naifliği veriyor. Bu yönüyle Splatter University, bir başyapıt olma iddiası taşımıyor; aksine, 80’ler bağımsız korku sinemasının nasıl bir enerjiye sahip olduğunu merak edenler için keyifli bir örnek teşkil ediyor. Film, izleyiciden çok fazla ciddiyet beklemiyor; sadece o dönemin ruhunu yansıtan, kanlı ve bir o kadar da samimi bir macera vadediyor.
Sonuç olarak, bu yapım, türün sert ve karanlık örneklerinden sıkılanlar için iyi bir alternatif. Eğer korku filmlerinde kusursuzluktan ziyade karakteristik tuhaflıkları ve dönemsel dokuyu arıyorsanız, Splatter University tam size göre. Filmin sonlarına doğru ortaya çıkan sır, tahmin edilebilir olsa da, bu yolculuğun kendisi oldukça eğlenceli. Türkiye’de şu an için ana akım dijital platformlarda yer almayan bu film, meraklılarının DVD koleksiyonlarında veya çeşitli dijital korku arşivlerinde karşısına çıkabilir. Bu tür bağımsız işlere ulaşmak biraz çaba gerektirse de, 80’lerin o garip ve özgür sinema anlayışını deneyimlemek isteyenler için bu çaba fazlasıyla karşılığını veriyor.