tick, tick... BOOM! Nereden İzlenir?
tick, tick... BOOM! filmi Türkiye'de Netflix (274,00 TL/ay) üzerinden abonelikle izlenebilir.
Jonathan Larson’ın hayatından izler taşıyan bu yapım, aslında bir müzikal bestecisinin iç dünyasına açılan bir pencere. 1990’ların New York’unda, 30 yaşına basmak üzere olan Jon, hayatının en kritik eşiğinde duruyor. Henüz kimsenin duymadığı bir müzikalin bestesini tamamlamaya çalışırken, bir yandan da garsonluk yapmanın, kira ödemenin ve sanatını icra etme arzusu ile toplumsal beklentiler arasında sıkışmışlığın gerilimini yaşıyor. Film, bu içsel çatışmayı müzikal bir anlatının ritmiyle harmanlıyor; ancak bu, klasik bir “sanatçı olmak zor” hikayesinden çok daha fazlası.
Lin-Manuel Miranda’nın yönetmen koltuğundaki ilk uzun metrajı olan yapım, Broadway’in o enerjik ve samimi havasını sinemaya taşımayı başarıyor. Andrew Garfield’ın performansı ise filmin kalbini oluşturuyor. Jon karakterine öylesine derin bir insanlık ve kırılganlık katıyor ki, onun sahnedeki şarkıları kadar ekrandaki sessiz anları da etkileyici. Film, müzikal sahneleri birer gösteriş unsuru olarak değil, karakterin duygusal durumunu dışa vuran birer araç olarak kullanıyor. Bu sayede, şarkılar arasında geçen diyaloglar ve günlük yaşam kesitleri, hikayenin dramatik yükünü taşıyor.
Hikaye, Jon’un kişisel hırsları ile çevresindeki insanların hayatları arasındaki dengeyi sorguluyor. Özellikle en yakın arkadaşının AIDS ile mücadelesi ve sevgilisinin kariyer uğruna şehri terk etme kararı, Jon’un dünyasını sarsıyor. Bu noktada film, 90’ların başındaki sanat camiasının kaygılarını ve dayanışma biçimlerini de gözler önüne seriyor. Yalnızca bir besteci portresi değil, aynı zamanda bir dönemin ve bir kuşağın sanatla kurduğu ilişkinin portresi çiziliyor. Zaman kavramı, “tick, tick... BOOM!” ifadesindeki gibi hem bir geri sayım hem de bir nabız gibi filmin her karesinde hissediliyor.
Müzikal türüne mesafeli olan izleyicilerin bile kendini kaptırabileceği bir anlatım dili var. Çünkü film, gösterişli koreografilerden ziyade, karakterin iç sesine ve yaratım sürecinin yalnızlığına odaklanıyor. Jon’un başarısızlık korkusu, toplumun “başarı” tanımına uymama endişesi ve buna rağmen üretmeye devam etme ısrarı, evrensel bir duygu. Bu yönüyle, sanatla uğraşan herkesin ya da hayatının bir döneminde bir tutkuya tutunmuş herkesin kendinden bir parça bulabileceği samimi bir çalışma. Türkiye’de Netflix platformunda izlenebilir.