Yalancı Yalancı Nereden İzlenir?
Liar Liar
Yalancı Yalancı filmi Türkiye'de Apple TV üzerinden kiralayarak veya satın alarak izlenebilir.
Fragman
Jim Carrey’nin fiziksel komedi dehasını doruk noktasında sergilediği Yalancı Yalancı, bir avukatın yalan söyleme yetisini kaybetmesiyle başlayan kaotik bir macerayı anlatıyor. Başarılı ama etik sınırları oldukça esnek olan avukat Fletcher Reede, iş hayatında ve özel yaşamında yalanları bir araç olarak kullanır. Oğlu Max’in doğum günü partisinde verdiği sözü tutamaması, küçük çocuğun masum bir dileğiyle bambaşka bir boyuta taşınır. Max, babasının bir gün boyunca yalan söyleyememesini diler ve bu dilek beklenmedik bir şekilde gerçek olur. Artık Fletcher, her soruya doğru cevap vermek zorundadır; bu durum, özellikle bir avukat için adeta bir kabusa dönüşür.
Filmin temel dinamiği, Carrey’nin abartılı mimikleri ve beden dilinin, yalan söyleyememenin getirdiği fiziksel ve zihinsel sancılarla birleşmesi üzerine kurulu. Mahkeme salonunda geçen sahneler, avukatın kendi müvekkilini savunurken birdenbire gerçekleri söylemek zorunda kalmasıyla türünün en yaratıcı komedi anlarından birini sunuyor. Tom Shadyac’ın yönetmenliği, Carrey’nin enerjisini perdeye yansıtmak için neredeyse bir araç görevi görüyor; hikaye, baba-oğul ilişkisinin duygusal çekirdeğini kaybetmeden, tam bir slapstick şovuna dönüşüyor. Maura Tierney’nin canlandırdığı eski eş karakteri, filmin duygusal dengesini sağlarken, Justin Cooper’ın Max rolü, hikayenin masumiyetini temsil ediyor.
Komedi türünün sınırlarını fantastik bir öğeyle genişleten yapım, aslında bir avukatın etik ikileminden çok, bir babanın oğluna karşı sorumluluğunu sorguluyor. 90’ların sonunda vizyona giren film, dönemin popüler kültürüne yaptığı göndermelerle de dikkat çekiyor. Carrey’nin “kalem” sahnesi gibi unutulmaz anları, filmi sadece bir dönem komedisi olmaktan çıkarıp, türün klasikleri arasına sokuyor. Hikaye, bir dileğin gerçekleşmesinin ardından yaşanan absürt durumları merkeze alırken, aslında dürüstlüğün ve aile bağlarının önemini mizahi bir dille hatırlatıyor. Seyirciyi kahkahaya boğarken, bir yandan da karakterin içsel yolculuğuna tanıklık ettiriyor.
Jim Carrey hayranları için başyapıt niteliği taşıyan bu film, fiziksel komedi ile duygusal dramın dengesini başarıyla kuruyor. Sürekli yalan söylemek zorunda kalan bir avukatın, bir günlüğüne “dürüst” olmak zorunda kalması fikri, hala tazeliğini koruyan bir konsept. Özellikle Carrey’nin performansı, filmi sıradan bir aile komedisinin çok ötesine taşıyor.