Yukarda Görüşmek Üzere Nereden İzlenir?
Au revoir là-haut
Yukarda Görüşmek Üzere filmi Türkiye'de TV+ (169,99 TL/ay) üzerinden abonelikle izlenebilir.
Albert Dupontel'in yönettiği "Yukarda Görüşmek Üzere" (2017), I. Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında geçen, alışılmışın dışında bir dram. Film, savaşın fiziksel ve psikolojik yıkımını geride bırakmış iki askerin, Édouard ve Albert'in, toplumun kahramanlık anlatısına karşı geliştirdikleri sıra dışı bir hayatta kalma stratejisine odaklanıyor. Cephede tanışan bu iki adam, savaşın bitmesiyle birlikte kendilerini bir tür dolandırıcılığın içinde bulurlar. Ancak bu dolandırıcılık, tipik bir suç hikayesinden çok daha fazlasını barındırır; savaşın yarattığı sahte kahramanlık kültünü ve toplumun kolektif hafızasını sorgulayan bir hiciv niteliği taşır.
Filmin en dikkat çekici yönlerinden biri, ağır bir savaş sonrası dönemini anlatırken kullandığı görsel dil. Dupontel, savaşın vahşetini ve yoksulluğu gösterirken, aynı zamanda absürtlük ve kara mizah unsurlarını da işin içine katmayı başarıyor. Özellikle Édouard'ın (Nahuel Pérez Biscayart) yüzündeki yaralanma sonrası taktığı maskeler ve bu maskelerin yarattığı teatral atmosfer, filmin hem trajik hem de grotesk tonunu güçlendiriyor. Bu görsel zenginlik, hikayenin duygusal derinliğini gölgelemeden, izleyiciyi savaşın gerçek yüzüyle yüzleştiriyor. Film, savaşın sadece cephede değil, sonrasında da insanları nasıl şekillendirdiğini ve dönüştürdüğünü etkileyici bir şekilde resmediyor.
Senaryo, savaştan kâr elde etmeye çalışan fırsatçı Teğmen Pradelle (Laurent Lafitte) ile hayatta kalmak için bir aldatmaca kuran Albert ve Édouard arasında bir karşıtlık kuruyor. Bu karşıtlık, savaşın "kazananları" ve "kaybedenleri" kavramlarını sorgulamamıza neden oluyor. Film, savaşın yarattığı maddi ve manevi enkaz üzerinde yükselen bir dolandırıcılık hikayesi anlatırken, aslında daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor: Bir ulus, savaşın gerçekliğini ve kurbanlarını ne kadar görmezden gelebilir? Bu yönüyle "Yukarda Görüşmek Üzere", sadece bir dönem filmi değil, aynı zamanda toplumsal hafıza ve adalet üzerine düşündüren bir yapım.
Oyunculuk performansları da filmin başarısında büyük rol oynuyor. Nahuel Pérez Biscayart'ın, fiziksel kısıtlamalara rağmen karakterinin kırılganlığını ve zekasını yansıtması etkileyici. Albert Dupontel'in canlandırdığı Albert Maillard ise savaşın travmasını taşıyan, daha sade ama bir o kadar da sağlam bir karakter. İkili arasındaki dostluk, filmin duygusal omurgasını oluşturuyor. Savaşın gölgesinde filizlenen bu beklenmedik dostluk ve ortak hayatta kalma mücadelesi, hikayeyi sürükleyici kılan temel unsurlardan. Film, savaşın insan ruhunda açtığı yaraları ve bu yaralarla yaşamanın yollarını, kara mizah ve dramı ustaca harmanlayarak anlatıyor.