Alps Nereden İzlenir?
Άλπεις
Alps filmi Türkiye'de MUBI (99,00 TL/ay) üzerinden abonelikle izlenebilir.
Yorgos Lanthimos’un 2011 yapımı “Alpler”, yönetmenin imza niteliğindeki rahatsız edici ve mesafeli anlatımını, ölüm ve kimlik üzerine çarpıcı bir alegoriye dönüştürüyor. Film, adını bir dağ silsilesinden değil, tuhaf bir iş modelinden alıyor: Müşterilerinin kaybettikleri yakınlarının yerine geçmeyi teklif eden gizli bir organizasyon. Bir hemşire, bir sağlık görevlisi, bir jimnastikçi ve koçundan oluşan bu ekip, ölen kişinin alışkanlıklarını, konuşma tarzını ve hatta fiziksel özelliklerini birebir taklit ederek yas tutan ailelere “veda” ve “kabul” sürecinde yardımcı olduklarını iddia ediyor.
Lanthimos, bu absürt premise’i kullanarak modern toplumdaki yas mekanizmalarını, duygusal metalaşmayı ve bireyin başkasının hayatını üstlenme arzusundaki boşluğu didik didik ediyor. Filmdeki her karakter, kendi varoluşsal sıkıntısını, başka birinin kimliğine bürünerek çözmeye çalışıyor. Özellikle hemşire (Angeliki Papoulia’nın unutulmaz performansıyla), bu kuralcı ve soğuk sistemin içinde kendi kurallarını yazmaya kalkıştığında, hikaye gerilimli ve rahatsız edici bir boyuta ulaşıyor. “Alpler”, izleyiciye sürekli olarak “Gerçekten kimsin?” sorusunu fısıldarken, aynı zamanda ölümün ardından geride kalanların yaşadığı saplantılı bağlılığı da sorguluyor.
Görsel anlatım da tıpkı konusu kadar steril ve hesaplanmış. Soğuk renk paleti, simetrik ve durağan çekimler, karakterlerin duygusuz ifadeleriyle birleşince ortaya adeta bir laboratuvar deneyi izliyormuş hissi çıkıyor. Lanthimos’un “Köpek Dişi” ile başlattığı bu rahatsız edici üslup, “Alpler”de daha da olgunlaşmış bir hal alıyor. Film, geleneksel dram anlatısını reddederek izleyiciyi sürekli bir belirsizlik ve huzursuzluk içinde bırakıyor. Bu yönüyle film, sadece bir hikaye anlatmaktan çok, bir duygu durumu ve düşünce deneyi sunuyor.
“Alpler”, herkesin kaldırabileceği türden bir seyirlik değil. Anlatımındaki soğukluk ve karakterlerin duygusal kopukluğu, ilk başta itici gelebilir. Ancak Lanthimos’un sinemasına aşina olanlar ya da alışılmışın dışında, zihninizde uzun süre yankılanacak bir deneyim arayanlar için bu film, ölümün ve kimliğin sınırlarını sorgulayan cesur bir yapım.