Hugo Nereden İzlenir?
Hugo filmi Türkiye'de TV+ (169,99 TL/ay) ve MUBI (99,00 TL/ay) üzerinden abonelikle izlenebilir.
Martin Scorsese’nin sinemaya bir aşk mektubu olarak tanımlanabilecek Hugo, ilk bakışta bir çocuk macerası gibi görünse de, aslında kaybolmuş bir dünyanın, unutulmuş hayallerin ve sinemanın büyülü doğuşunun izini süren katmanlı bir yapım. Paris’teki bir tren istasyonunun duvarları arasında, saatlerin gizli işleyişinden sorumlu olan kimsesiz bir çocuğun hikayesi, izleyiciyi 1930’ların tozlu ve büyülü atmosferine çekiyor. Yönetmen, bu kez gangsterlerin ya da suç dünyasının karanlık koridorlarında değil, bir çocuğun meraklı gözlerinden dünyaya bakmayı seçiyor.
Filmin merkezinde, Asa Butterfield’in canlandırdığı Hugo ve onun tamir etmeye çalıştığı gizemli bir otomat bulunuyor. Bu mekanik figür, hikayeyi sadece bir kayıp anahtar arayışından çıkarıp, sinema tarihinin unutulmuş bir kahramanına, Georges Méliès’e uzanan bir yolculuğa dönüştürüyor. Ben Kingsley’in canlandırdığı oyuncakçı dükkanı sahibi, Chloë Grace Moretz’in enerjik Isabelle’i ve Sacha Baron Cohen’in katı kurallarıyla komik bir tezat yaratan istasyon müfettişi, bu dünyayı renklendiren unsurlar. Scorsese, bu karakterler aracılığıyla hem bir dedektiflik hikayesi anlatıyor hem de kaybolan bir sanat formuna, sessiz sinemanın ilk sihirbazlarına saygı duruşunda bulunuyor.
Görsel olarak ise Hugo, Scorsese’nin ilk 3D denemesi olmasına rağmen, bu tekniği bir hile değil, anlatının doğal bir parçası olarak kullanıyor. Tren istasyonunun devasa saatleri, karlı Paris manzaraları ve mekanik oyuncakların iç içe geçtiği sahneler, adeta bir rüyanın içinde kaybolmuş hissi veriyor. Film, sadece bir çocuğun macerasını anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda sinemanın ilk yıllarına, filmlerin nasıl birer büyü olduğuna dair duygusal bir yolculuk sunuyor. Hikaye ilerledikçe, her bir dişlinin, her bir filmin karesinin bir anlamı olduğunu fark ediyorsunuz.
Brian Selznick’in yarısı fotoğraflardan oluşan romanından uyarlanan bu yapım, özellikle sinema tarihine meraklı izleyiciler için keşfedilesi bir hazine. Scorsese, Méliès’e olan hayranlığını ve sinemanın unutulmaması gereken bir miras olduğu fikrini, sıcak ve samimi bir dille aktarıyor.