Dorian Gray im Spiegel der Boulevardpresse Nereden İzlenir?
Dorian Gray im Spiegel der Boulevardpresse filmi Türkiye'de MUBI (229 TL/ay) üzerinden abonelikle izlenebilir.
Ulrike Ottinger’in 1984 yapımı “Dorian Gray im Spiegel der Boulevardpresse”, Oscar Wilde’ın klasik romanını alıp, onu 1980’lerin Batı Berlin’inin çarpık medya dünyasına ve gece hayatına fırlatan bir sinema deneyimi. Film, adından da anlaşılacağı gibi, Dorian Gray mitini magazin basınının acımasız aynasında yeniden şekillendiriyor. Ottinger, bu uyarlamada Wilde’ın hikayesini bir kara mizah ve gotik hicivle harmanlıyor; portrenin yaşlanması yerine, bir gazete arşivinin ve fotoğrafların yıpranmasıyla gelen bir çöküşü anlatıyor. Bu, bir uyarlamadan çok, metnin ruhunu bambaşka bir çağa ve estetiğe taşıyan cesur bir yeniden yorum.
Filmin başrolünde, dönemin ünlü modeli Veruschka von Lehndorff, Dorian’ı androjen ve büyüleyici bir varlık olarak canlandırıyor. Onun etrafında dönen karakterler ise Delphine Seyrig, Tabea Blumenschein ve Irm Hermann gibi deneysel sinemanın önemli isimlerinden oluşuyor. Oyuncu kadrosu, filmin abartılı ve teatral diline mükemmel uyum sağlıyor. Ottinger’in sineması, görsel bir şölen sunarken aynı zamanda rahatsız edici bir atmosfer yaratıyor. Renk paleti, kostümler ve set tasarımı, adeta bir tablodan fırlamış gibi; her kare, izleyiciyi hem büyüleyen hem de yabancılaştıran bir özenle inşa edilmiş. Bu, izleyicinin pasif bir tüketici olmasına izin vermeyen, sürekli sorgulatan bir görsel anlatı.
150 dakikalık bu süre boyunca Ottinger, güzellik, gençlik ve şöhret takıntısını, medyanın bu takıntıları nasıl besleyip sömürdüğünü ele alıyor. Film, magazin basınını bir tür modern mitoloji yaratıcısı olarak resmediyor; bu mitoloji, bireyleri tüketip yok ederken aynı zamanda onları ölümsüzleştiriyor. “Dorian Gray im Spiegel der Boulevardpresse”, alışılmış anlatı yapılarından sıyrılan, deneysel ve avangard bir yapım. Eğer anlatısal bir rahatlık arıyorsanız, bu film size göre olmayabilir. Ancak sinemanın sınırlarını zorlayan, politik ve estetik açıdan meydan okuyan bir işe hazırsanız, bu film tam size göre. Ottinger’in bu eseri, bir filmden çok, bir sanat enstalasyonu gibi deneyimleniyor.
Filmin yoğun sembolizmi ve avangard dili, her izleyiciye farklı kapılar aralayabilir. Bu, üzerine düşünülmesi, belki de birden fazla kez izlenmesi gereken bir yapım. Özellikle 1980’lerin alternatif sinemasına, queer temsillere ve medya eleştirisine ilgi duyanlar için kaçırılmayacak bir fırsat.