La Jetée Nereden İzlenir?
La Jetée filmi Türkiye'de MUBI (99,00 TL/ay) ve DocAlliance Films üzerinden abonelikle izlenebilir.
Fragman
Chris Marker’ın 1962 yapımı La Jetée’si, sinema tarihinin en sıra dışı ve etkileyici bilim-kurgu eserlerinden biri. Film, neredeyse tamamen siyah-beyaz fotoğraf karelerinden oluşan bir anlatımla, zaman, hafıza ve kader üzerine derin bir meditasyon sunuyor. Geleneksel bir filmden çok, hareket eden bir fotoğraf romanı gibi ilerleyen yapım, izleyiciyi kıyamet sonrası Paris’in soğuk ve yıkık atmosferine çekiyor. Yeraltında yaşamaya mahkum edilmiş bir toplum, geçmişe ve geleceğe açılan bir kapı aralamak için bir mahkum üzerinde deneyler yapar. Bu deneyin merkezinde ise, adamın çocukluk anısına kazınmış, bir havaalanında gördüğü gizemli bir kadın yüzü vardır.
Film, klasik anlamda bir "olay örgüsü"nden ziyade, bir düşüncenin ve duygunun peşinden gidiyor. Marker, zamanın doğrusal olmayan doğasını, hafızanın kırılganlığını ve insanın geçmişe duyduğu özlemi, neredeyse şiirsel bir dille sorguluyor. Her bir kare, izleyicinin zihninde bir önceki ve sonrakiyle birleşerek, durağan görüntülerden oluşmasına rağmen inanılmaz bir ritim ve akış yaratıyor. Özellikle filmin ortalarına doğru, adamın zamanda yolculukları sırasında kadınla geçirdiği anlar, bilim-kurgunun soğuk temasının altında yatan sıcak ve hüzünlü bir romantizmi ortaya çıkarıyor. Bu anlar, filmin en unutulmaz ve duygusal açıdan en yoğun sahnelerini oluşturuyor.
La Jetée, sadece 29 dakikalık süresiyle, birçok uzun metrajlı filmin başaramayacağı bir derinliğe ve etkiye sahip. Film, daha sonra Terry Gilliam’ın 12 Maymun’una ilham kaynağı olmasıyla da bilinse de, bu yapım tamamen kendine özgü bir atmosfere sahip. Marker’ın kurgu ve montaj ustalığı, fotoğraflar arasındaki geçişlerle zamanın akışını hissettirirken, seyirciyi bir anlatıcının sesi eşliğinde bu melankolik yolculuğa davet ediyor. Bilim-kurgu türünün genellikle aksiyon ve görsel efektlerle özdeşleştirildiği bir dönemde, La Jetée bu türün ne kadar minimalist ve düşünsel olabileceğinin çarpıcı bir kanıtı. Filmin finalindeki o meşhur an, izleyiciyi adeta bir vuruşla sarsıyor ve hikayenin tüm parçalarını yerli yerine oturtuyor.
Sinema tarihine damga vurmuş bu kısa ve öz başyapıt, deneysel anlatıma açık ve zamansız bir hikaye arayanlar için biçilmiş kaftan. Görsel şiir ile bilim-kurguyu birleştiren bu film, izleyicisini sadece bir hikaye dinlemeye değil, bir duygu durumunun içine çekmeye davet ediyor.