Şarküteri Nereden İzlenir?
Delicatessen
Şarküteri filmi Türkiye'de MUBI (99,00 TL/ay) üzerinden abonelikle, Apple TV üzerinden kiralayarak izlenebilir.
Fragman
Jean-Pierre Jeunet’in ilk uzun metrajı “Şarküteri”, sinema tarihinin en tuhaf ve en yaratıcı kıyamet sonrası tasvirlerinden biri. 1991 yapımı bu film, açlığın ve hayatta kalma içgüdüsünün insanı ne kadar ilkel bir noktaya çekebileceğini, Fransız mizahının o kendine has karanlık ve absürt dokunuşuyla anlatıyor. Belirsiz bir zaman ve mekânda, bir binanın içine sıkışmış bir topluluğun hikâyesini izliyoruz. Burada etin tek kaynağı, binaya davet edilen ve bir daha dışarı çıkamayan zavallı misafirler. Konu kulağa ne kadar rahatsız edici gelse de, film bunu öyle bir görsel şölene ve komediye dönüştürüyor ki, izlerken hem gülümsüyor hem de bu rahatsız edici atmosferin içinde kayboluyorsunuz.
Filmin merkezinde, bir sirkte maymunuyla gösteri yapan eski bir palyaço olan Louison var. İşsiz kalan bu saf ve iyi kalpli adam, bir şarküteride işe başlar. Ancak işin aslını bilmemektedir; kendisi de aslında “menüye” eklenmek üzere davet edilmiş bir kurban adayıdır. Louison’un işvereni olan Kasap, binanın tartışmasız otoritesidir ve kızı Julie’nin saf aşkı, bu karanlık düzenin içinde bir umut ışığı olarak belirir. Louison’un geçmişi, gördüğü kabuslarla ve maymunuyla kurduğu bağla birlikte filmin fantastik boyutunu güçlendiriyor. Jeunet, bu ana akımda anlatıyı sürekli olarak beklenmedik yönlere çekiyor; bir yeraltı örgütü, gizli bir aşk hikâyesi ve akordeon sesleriyle örülü bir dünya, hikâyenin her anını sürprizlerle dolduruyor.
“Şarküteri”, türler arasında gezinirken kendine has bir dil kuruyor. Bilim-kurgu ve fantastiğin sınırlarını zorlayan bu evren, aslında bir kara mizah ve toplum eleştirisi. Açlık, tüketim, otorite ve aşk gibi temalar, döneminin çok ötesinde bir görsellikle işleniyor. Jeunet’in imzası olan sarı-kahverengi tonlar, mekanik ve paslı detaylar, filme hem nostaljik hem de distopik bir hava katıyor. Karakterlerin abartılı fiziksel özellikleri ve jestleri, sessiz sinema dönemine selam çakarken, hikâyenin trajikomik yapısını daha da belirginleştiriyor. Bu film, izleyiciden biraz sabır ve açık fikirlilik istiyor; ancak kendini bu tuhaf dünyaya bırakanları, unutulmaz bir sinematik deneyimle ödüllendiriyor.
Kısacası “Şarküteri”, sıradan bir kıyamet hikâyesi değil; bir başyapıtın ilk adımı. Jean-Pierre Jeunet’in daha sonra “Amélie” ile tüm dünyaya kanıtlayacağı o büyülü gerçekçilik ve detaycılık, burada çok daha ham ve vahşi bir formda karşımıza çıkıyor. Eğer alışılmışın dışında, estetik kaygısı yüksek, düşündüren ve güldüren bir film arıyorsanız, bu karanlık şarküterinin kapısını çalmanızı öneririm. Türkiye’de MUBI platformunda izlenebilir.